Hoşgeldiniz, lütfen Kayit olunuz.

E-mail nize Akivasyon kodu gelecekdir, eğer gelmesse Yöneticiler
tarafindan 1-2 gün icinde Akiv hale getirelecekdir.

Tiyatro Dünyası " dedik ya, kapatsalarda heryeri, buluruz birbirimizi"

Tiyatro Dünyası Forum
http://tiyatrodunyasi.benimforum.biz/forum.htm

PORTAL : http://tiyatrodunyasi.benimforum.biz/portal.htm
bu limana uğrayın, her geçen gün yenilikler eklenecek, daima geliştireceğiz ....

RADYO : http://tiyatrodunyasi.benimforum.biz/RADYO-h1.htm

TV : http://tiyatrodunyasi.benimforum.biz/TV-h2.htm

Kopmayalım, dağılmayalım, irtibatı kesmeyelim..... diyerek çağırdılar bende geldim burdayım deyin ve gelin getirin heryere yazın MSN facebook imzalarınız vs vs .

Orası açılana kadar buralardayız ... Oralara birşey olduğunda can simidimiz olsun.. Yedek lastiğimiz, istepnemiz olsun... Dağılmayalım yeterki....

En son MC haberleri, kursiyer haberleri ve diğer çok şey için ... ÜYE olunuz lütfen. PROFİLLERİNİZİ eksiksiz ve ayrıntılı yazın lütfen..

Tiyatro Dünyası Yönetimi.



29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun....

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun....

Mesaj tarafından gOgObAbA Bir Çarş. 28 Ekim 2009 - 18:16

Kuruluşunun 86. yıl dönümünde Cumhuriyet’in ilke ve kurumları, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bütünlük ve bağımsızlığı içten ve dıştan gelen yoğun saldırılar, tehlikeler altında. Bu tehlikeler inanılmaz boyutlara ulaşmış durumda. ****** Türkiyesi hızla kayıyor, yok olmaya zorlanıyor! Bu gidişe mutlaka son vermek, Cumhuriyet’e milletçe sahip çıkmak zorundayız. Bu görev hepimize düşüyor.

Türk milleti olarak hepimiz, kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla, Cumhuriyetin 86. yıldönümünde ayakta olmalıyız ve Ata’ya verdiğimiz sözü, içtiğimiz andı hep bir ağızdan ve yüksek sesle yeniden haykırmalıyız ! Büyük Türk Milleti, 29 Ekim 2009’da Cumhuriyet için yanyana/omuzomuza meydanlarda yerini almalı.

saygı ve sevgilerimizle,
Tiyatro Dünyası Yönetimi...

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]




Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun


29 Ekim 1923 ülkemizde cumhuriyet yönetiminin ilan edildiği gündür. Bugün ulusal bayram günüdür. Her yıl cumhuriyet yönetiminin ilanını 28 - 29 Ekim günleri Cumhuriyet Bayramı olarak coşkun törenlerle kutlarız.

Cumhuriyet Yönetiminden önce devletimizin adı Osmanlı İmparatorluğu idi. Osmanlı Devleti, Osman Bey tarafından 1299'da Söğüt 'de kuruldu. Osmanlı devlet yöneticisine padişah denirdi. Osmanlı Devletini altı yüz yirmi dört yılda, otuz altı padişah yönetti. Son padişah Sultan Vahdettin'dir.

Eskiden ülkelerde tek kişi egemendi. Ülkelerini diledikleri gibi yöneten bu kişilere padişah, şah, kral, hakan, sultan denirdi. Yönetim çoğu zaman babadan oğula geçerdi. Oğulun küçük olması, deli olması yönetici olmaya engel sayılmazdı. Böyle tek kişinin kendi başına buyruk, sorumsuz, denetimsiz yönetimine mutlakiyet denir. Mutlakiyet yönetiminde egemenlik kayıtsız şartsız tek bir kişidedir.

Mutlakiyetle yönetilen ülkelerde zamanla hakana, padişaha, şaha, krala yardımcı olsun diye meclis kuruldu. Meclis üyeleri halkın dileklerini yöneticiye duyurur, yasa tasarısını hazırlardı. Bu yasa taslakları hakan, padişah, şah, kral tarafından benimsendiğinde yasalaşırdı. Bu yönetim biçimine Meşrutiyet denir. Ancak meclisin yetkileri genel olarak çok sınırlıdır. Osmanlı Devletinde 1876 ve 1908 yıllarında iki kez meşrutiyet ilan edildi.

Üçüncü yönetim biçimi cumhuriyettir. Cumhuriyet'te egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur. Ulus kendini yönetme yetkisini temsilcileri - milletvekilleri- aracılığı ile kullanır. Cumhuriyet yönetiminde yurttaşın seçme ve seçilme hakkı vardır. Seçilen temsilciler yasalar yapar, yöneticileri ulusu adına denetler. Yönetilenler dilerlerse seçimlerde yöneticilerini değiştirirler.
ÜLKEMİZDE CUMHURİYETİN KURULUŞU

Osmanlı İmparatorluğu'nda, ikinci Meşrutiyetin ilanından altı yıl sonra Birinci Dünya Savaşı başladı. 1914'te başlayan Birinci Dünya Savaşı'na dünyanın belli öbaşlı devletleri katıldı. Dört yıl süren savaş sonunda bizimle birlikte olan devletler yenildi. Savaş kurallarına göre biz de yenilmiş sayıldık. Ülkemiz İngilizler, Yunanlılar, Fransızlar, İtalyanlar tarafından paylaşıldı.

Ulusuna inanan, güvenen Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a geldi. Erzurum'da, Sıvas'ta kongreler düzenledi. Mustafa Kemal Paşa "Tek bir egemenlik var, o da Milli egemenliktir. Ülkeyi yine ulusun kendi gücü kurtaracaktır." diyordu. Yurdun dört bir tarafından gelen ulus temsilcileri -milletvekilleri- 23 Nisan 1920 günü Ankara'da Büyük Millet Meclisi'nde toplandı. Meclis, Mustafa Kemal Paşa'yı başkan seçti. Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde Büyük Millet Meclisi Ulusal Kurtuluş Savaşı'nı başlattı. Anadoluda bulunan bir çok topluluk kendi bölgesinde isyanlar çıkararak milli ateşi yaktı.Öte yandan düzenli ordular İnönü'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da savaştılar. Yurdumuz düşmanlardan kurtarıldı.

İmzalanan Lozan Barış Antlaşması ile yeni bir devlet doğdu. Bu doğan devletin yönetim biçimi henüz belirlenmemişti.

İkinci dönem Büyük Millet Meclisi 11 Ağustos 1923'te ilk toplantısını yaptı. 13 Ekim 1923'te Ankara Başkent oldu. ****** ; düşmanın ülkeden atılıp sınırlarımızın belirlenmesinden sonra, çoktan beri tasarladığı cumhuriyetin ilanı üzerinde hazırlıklar yapmaya başladı. 28 Ekim 1923 akşamı yakın arkadaşlarını Çankaya'da yemeğe çağırdı. Onlara , "Yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz." Dedi.

29 Ekim 1923 günü ******, milletvekilleri ile görüştükten sonra taslağı hazırlanan cumhuriyet önergesi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verildi. Meclis önergeyi kabul etti.

Böylece ülkemizde cumhuriyet yönetimi kuruldu. ****** kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı oldu. Cumhuriyet'in ilanı yurtta sevinç ve coşku ile karşılandı.

Cumhuriyet; yurttaşların seçme ve seçilme hakkının olduğu bir yönetimdir. Ulus temsilcilerinin kabul ettiği yasalarla ülkenin yönetilmesidir. Cumhuriyet yönetiminde söz ulusundur. Cumhuriyet'i korumak, kollamak, yaşatmak her yurttaşın ödevidir.





[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Temeli büyük Türk milletinin ve onun kahraman evlâtlarından mürekkep büyük ordumuzun vicdanında akıl ve şuurunda kurulmuş olan Cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan mülhem prensiplerimizin bir vücudun ortadan kaldırılması ile bozulabileceği fikrinde bulunanlar, çok zayıf dimağlı bedbahtlardır. Bu gibi bedbahtların, Cumhuriyetin adalet ve kudret pençesinde lâyık oldukları muameleye maruz kalmaktan başka nasipleri olmaz. Benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşıyacaktır. Ve Türk milleti emniyet ve saadetinin kefili olan prensiplerle medeniyet yolunda, tereddütsüz yürümeğe devam edecektir. 1926 (******`ün S.D. III, S. 80)

Bugünkü hükûmetimiz, devlet teşkilâtımız doğrudan doğruya milletin kendi kendine, kendiliğinden yaptığı bir devlet teşkilâtı ve hükûmettir ki, onun ismi Cumhuriyettir. Artık hükûmet ile millet arasında mazideki ayrılık kalmamıştır. Hükümet millettir ve millet hükûmettir. Artık hükûmet ve hükûmet mensupları kendilerinin milletten ayrı olmadıklarını ve milletin efendi olduğunu tamamen anlamışlardır. 1925 (******`ün S.D. II, S. 230)

Cumhuriyetimiz öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet bedava da kazanılmış değildir. Bunu elde etmek için kan döktük. Her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. İcabında müesseselerimizi müdafaa için lâzım olanı yapmağa hazırız. 1923 (******`ün S.D. III, S. 71)




[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

``Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır. ``

M. Kemal ATATÜRK





Birde dikkate değer bir yazı..
[Linkleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

29 Ekim 2039'daki Kızıma mektup
Gündelik Yaşam - 28.10.2009 - 15:25

(29 Ekim 2039 tarihine ve büyük kızıma hitaben yazdığım hayali mektuptur.)

CANIM YAVRUM,

Öncelikle, dilerim 30 yıl sonra, yine sağlıklı, mutlu, hayatla barışık, sevdiklerinle ve sevenlerinle birlikte yaşıyor olursun. Umarım baban, ben ve kardeşin tıpkı bu günkü gibi sevgi ve huzur dolu bir yaşam sürüyor oluruz. Bitanem geleceği hiç kimse bilemez, en güzel gelecek senin olur inşallah.

Sana bu günü anlatmak istiyorum. 29 Ekim 2009. Şu an anlamını tam olarak kavrayamadığın ama büyüdükçe ne derece önemli olduğunu anlayacağın gün bugün. Ben bugün öylesine mutluyum , öylesine heyecanlıyım ki şu an bu cümleleri yazarken bile ellerim titriyor inan. Bir Cumhuriyet çocuğu olarak doğmanın ve öyle yetişmenin, ayrıcada iki Cumhuriyet çocuğu doğurmuş olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Canım kızım, sen Atamızın hayal ettiği aydınlık geleceğimizsin.

Bu günü anlatacaktım sana değil mi? Bu gün Atamızın bize şeref madalyası olarak bıraktığı Cumhuriyetimiz, bütün sancılarına, bütün istismarlarına rağmen dim dik ayakta. Zor zamanlardan geçiyoruz bi tanem. Savaşlarla, yokluklarla, acılarla kazanılmış Cumhuriyetimizin değerini bilmeyen öyle çok insan var ki... Üstelik bu insanların çoğu ülkeyi yönetmekte. Anlamak zor değilmi? Nasıl olurda Cumhuriyet sayesinde iktidarı kazanmış insanlar, onu baltalamaya uğraşır. Sana bir kaç satırla bunları anlatmak çok zor, sen tarihini oku ve araştır yavrum. Göreceksin ki gelişmişliğe, uygarlığa açılan tek kapı Cumhuriyettir. Atanın ilkelerine sahip çık ve onları her zaman koru. Şu an vatanını korumak için canını vermiş insanların, boş yere mi canından olduğunu tartışır durumdayız. Ne acı değil mi? Güzel ülkemizi bu hale getiren insanların vicdanı sızlar umarım. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın onuruyla yaşamak yerine, gereksiz tartışmalarla insanımızı kutuplara ayırmak, gaflet uykusundan başka birşey değildir. Dilerim ki gelecekte bunlar ders alınacak tarih kesitleri olarak geçmişte kalır. Ve senin zamanında Cumhuriyete sahip çıkma idealimizin yerini, daha çok gelişme idealleri alır. Çünkü Cumhuriyete yönelik hiçbir tehdit kalmaz ortada.

Mektubu aldığın zaman sağlıklı ve beraber olursak bunları çok konuşuruz seninle. Cumhuriyet insanı olmanın mutluluğunu birlikte yaşar ve bayram törenlerine ellerimizde Türk bayrakları beraber gideriz.Belki torunlarım da olur yanımızda, onlarında ellerinde Türk bayrakları olur. İstiklal marşımızı yanyana söyleriz tabi ayakta duracak halim olursa... Olmazsa da üzülme bitanem. İdeallerimiz bizi herzaman birleştirecektir 29 Ekimlerde...

Neyse bitanem. Sana anlatmak istediğim çok şey var ama bunlar bir mektuba sığmaz. Sana Cumhuriyetimize sahip çık demeyeceğim. Çünkü bunu yapacağını biliyorum. Çok oku, çok çalış, önce kendini, sonra çevreni, aileni ve ülkeni sev... Karşılaştığın zorluklar seni isyana sürüklemesin. Aksine ideallerini kamçılasın. Vatanına, milettine faydalı bir insan ol. Cumhuriyetimize yeni çocuklar doğurup, yetiştiren aydın bir kadın ol. ******'ün hayalindeki Türkiyeyi sen kur ki bende dünyanın en mutlu annesi olayım.

Canım kızım... Seni çok seviyorum. Geçmişten geleceğe kucak dolusu sevgiler....

... ANNEN ...
avatar
gOgObAbA
Admin
Admin

Cinsiyet : Erkek
Mesaj Sayısı : 269
Kayıt tarihi : 20/10/09
Yaş : 48
Nerden : İstanbul-Kadıköy-Acıbadem
İş/Hobiler İş/Hobiler : Tiyatro Dünyası " dedik ya, kapatsalarda heryeri, buluruz birbirimizi"

http://www.gogobaba.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun....

Mesaj tarafından gOgObAbA Bir Perş. 29 Ekim 2009 - 2:43

Cumhuriyet'in 86'ncı yılı coşkusu
29 Ekim 2009 Perşembe
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 86. yıl dönümü yurt genelinde coşkulya kutlanıyor.

Ulu Önder Mustafa Kemal ******'ün Türk ulusuna armağan ettiği Türkiye Cumhuriyeti'nin 86'ncı yaşı törenlerle kutlanacak.

Bir ulusu tarih sahnesinde yeniden var eden Milli Kahraman, 31 Ekim günü Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı göreviyle karargahın bulunduğu Adana'ya geldi.

Mustafa Kemal, memleketin durumuna üzülüyor, bir çözüm yolu arıyordu. 10 Kasım 1918'de görevinden ayrılan Mustafa Kemal, Adana'dan trenle İstanbul'a hareket etti.

Düşman, yurdun dört bir yanını işgal ediyordu. Türk milleti için acı dolu günler başlamıştı. 13 Kasım'da İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan gemilerinden oluşan İtilaf Ordusu, İstanbul'a gelerek karaya kuvvet çıkardı.

9 Kasım 1918'de İngilizler İskenderun'u, 12 Kasım 1918'de Fransızlar İstanbul'u, 6 Aralık'ta İngilizler Kilis'i, 7 Aralık'ta Fransızlar Antakya'yı işgal etti, ardından Mersin'e çıkarma yapmaya başladı.

23 Aralık'ta Islahiye, Osmaniye, Bahçe, Hassa, Mamure'yi düşman çizmesi çiğnedi. 1 Ocak 1919'da İngiliz askerleri Antep'e girdi,

12 Ocak'ta Ermeni amaçlarına hizmet etmek için Kars'a yerleşti. 1 Şubat'ta Aydın demiryolu, İngiliz ve Fransız işgaline uğradı.

Takvim 22 Şubat 1919'u gösterirken Maraş İngilizlerin, 8 Mart'ta Zonguldak Fransızların, 9 Mart'ta Samsun, 24 Martta Urfa İngilizlerin, 28 Mart'ta Antalya İtalyanların işgali altındaydı.

16 Nisan 1919'da Fransızlar, Afyonkarahisar istasyonunu işgal altına alırken, 20 Nisan 1919'da da Gürcü ordusu, Milli Şura kuvvetlerini bozarak Ardahan'a girdi.

Milli mücadeleye davet

İtilaf devletleri temsilcileri Paris'te toplandı. Yunanlıların İzmir'i işgali konusunda karar alındı ve 15 Mayıs'ta, güzel İzmir, Yunan çizmesi altında ezilmeye başladı.

Mustafa Kemal, maiyetiyle 16 Mayıs 1919'da Bandırma Vapuru ile İstanbul'dan ayrıldı ve ertesi günü İnebolu'ya, 18 Mayıs'ta Sinop'a vardı.

19 Mayıs 1919 tarihi, Türk ulusu için bir dönüm noktası oldu; Mustafa Kemal Samsun'a çıktı.

Tarihçiler, o günü "dünyanın en büyük ulusal mücadelelerinden birinin başlangıcı" kabul etti.

Artık geriye dönüş yoktu... Genç Mustafa Kemal, Samsun'dan Havza'ya geldi. İşgaller devam ediyordu. Yunanlar, 26 Mayıs'ta Manisa'ya, 27 Mayıs'ta Aydın'a girdi.

Damat Ferit Paşa, 17 Haziran'da Paris Barış Konferansı'na, Osmanlı Devleti'nin barış isteklerini bildiren muhtıra gönderirken, öbür taraftan Mustafa Kemal, bundan dört gün sonra İstanbul'da bulunan tanınmış kimselere Amasya'dan mektup göndererek, milli mücadeleye davet ediyordu.

Mustafa Kemal Paşa, ulusu kurtarmak için dört koldan çalışmalara başlamıştı. 21 Haziran'da Amasya Tamimi'ni yaveri Cevat Abbas'a dikte ettirdi.

Ertesi sabah, Anadolu'daki mülki ve askeri makamlara tamim, şu tarihi sözlerle ulaştı: "Vatanın tamamiyeti, milletin bağımsızlığı tehlikededir. Milletin bağımsızlığını, yine milletin azmi ve kararı kurtaracaktır. Sivas'ta milli bir kongrenin acele toplanması kararlaştırılmıştır"...

Bu arada, Mustafa Kemal'in çalışmalarını engellemek isteyenler de boş durmuyordu. Posta ve Telgraf Umum Müdürü Refik Halit, 24 Haziran'da telgrafhanelere "Mustafa Kemal'in azledildiğini, bu sebeple telgraflarının kabul edilmemesini bildiren" bir şifre gönderdi.

Harbiye Nazırı Ali Ferit Paşa, 5 Temmuz'da Mustafa Kemal Paşa'yı padişah adına İstanbul'a çağırdı.

Mustafa Kemal, Harbiye Nazırı'na şu yanıtı verdi: "Vilayet-i Şarkiye ahalisi arasından çıkıp gelmek hususundaki yüksek tekliflerinizi yerine getirmede şahsi irademi kullanmaktan manen ve maddeten memnu bulunuyorum."

Ardından, 14 Temmuz'da ordudan istifa ederek, Erzurum Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin başına geçti.

"Ya İstiklal Ya Ölüm"

Milli mücadele hareketinin dönüm noktalarından olan Erzurum Kongresi, 23 Temmuz 1919'da toplandı.

Mustafa Kemal Paşa, 9 Ağustos'ta askerlik mesleğinden ihraç edildi.

Mustafa Kemal'in rütbesinin kaldırılmasına, nişanlarının da geri alınmasına karar verildi.

Erzurum Kongresi adına ilan edilen beyanname, 10 Ağustos'ta Erzurum'da Türk Basımevinde çoğaltılarak, binlerce nüsha halinde tüm yurda gönderildi.

Mustafa Kemal Paşa, Erzurum'da arkadaşlarına "İstanbul, bir Amerikan mandasıdır tutturmuş gidiyor. Bu olmayacaktır. Türkiye istiklal bütünlüğüne sahip olacaktır. Hayır paşalar hayır, hayır beyefendiler... Manda yok, ya istiklal ya ölüm var" diyordu.

Erzurum Kongresi'nin ardından, 4 Eylül'de açılan Sivas Kongresi, 11 Eylül'de son buldu.

10 maddelik Umumi Kongre Beyannamesi yayımlandı. Milli mücadele tüm hızıyla sürerken, Osmanlı padişahı adına Damat Ferit ile İngiltere temsilcisi arasında İngiliz mandasının kabul edildiğine ilişkin gizli bir anlaşma imzalandı.

Düşman işgali sürerken, 30 Ekim'de Urfa'ya giren Fransızlar, hiç beklemedikleri tepkiler alıyordu.

31 Ekim 1919'da Maraş'ta, Fransız askeri üniforması giymiş bazı Ermeniler taşkınlık yaptı.

Tarihin "Sütçü İmam" diye yazacağı, Uzunoluk Camisi Müezzini Hacı İmam, duruma dayanamadı ve silahına sarıldı. Böylece yöredeki direniş hareketi başladı.

27 Aralık 1919'da Mustafa Kemal Paşa, Heyet-i Temsiliye üyeleriyle Ankara'ya geldi. 29 Aralık'ta Mustafa Kemal hakkındaki askerlikten çıkarılma ve madalyalarının geri alınma kararı Meclis-i Vükela tarafından düzeltildi.

Kendisinin istifa etmiş olduğu ve madalyalarının iadesi kararı alındı. Milli mücadele tüm hızıyla sürerken, takvim şöyle akıyordu: Erzurum'da Mustafa Kemal'in Erzurum Mebusu seçildiğine dair mazbata düzenlenirken, 12 Ocak 1920 tarihinde İstanbul'da son Osmanlı Meclis-i Mebusan'ı açıldı.

İstanbul işgal altında

16 Mart 1920'de saat 10.00'dan itibaren İstanbul'un askeri işgal altına alınacağına dair İtilaf Devletleri adına İngiltere, Fransa ve İtalya Yüksek Komiserleri'nin müştereken imzaladıkları nota, Sadrazam Salih Paşa'ya tebliğ edildi. İstanbul, artık işgal altındaydı.

Manastırlı Hamdi Efendi adındaki kahraman bir telgraf memuru, işgali Mustafa Kemal Paşa'ya iletti. 6 Nisan 1920'de ulusal mücadeleyi tüm dünyaya duyuran Anadolu Ajansı kuruldu.

21 Nisan 1920'de de Mustafa Kemal, vilayetlere Meclis'in 23 Nisan 1920 günü açılacağını bildirdi. 23 Nisan 1920'de Millet Meclisinin açılmasının ardından, ertesi günü Mustafa Kemal Paşa, Meclis Başkanlığına seçildi.

9 Mayıs 1920... Meclis adına Mustafa Kemal imzasıyla Anadolu Ajansı aracılığıyla İslam alemine şu beyanname iletildi: "Orduyu terhis etmek, köylülere Kuvay-ı Milliye'yi asi tanıtmak, milleti kendisine şeref veren, en asil ve civanmert evladına karşı şüphe ve tereddüte düşürmek, sulhu hazırlamak için İngiliz emri altında çalışan vatansızların ilk işi oldu".

11 Mayıs 1920 tarihinde Mustafa Kemal Paşa, İstanbul'da Divan-ı Harb tarafından idama mahkum edildi. TBMM Hükümeti ile Fransız hükümeti arasında imzalanan 20 günlük ateşkes anlaşması yapılırken, 10 Ağustos 1920'de İstanbul Hükümeti ile İtilaf Devletleri arasında Sevr Anlaşması imzalandı.

Bu arada, Ermeniler ile Gümrü Anlaşması'na da imza koyuldu.

Ve zafer...

Ulusun topraklarını savunma mücadelesi, 10 Ocak 1920'de İnönü mevzilerinde Yunanlarla şiddetli çarpışmaların ardından 1. İnönü Zaferi'nin kazanılmasıyla başarıya ulaşmaya başlamıştı.

20 Ocak 1920'de ilk Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kabul edilirken, 5 Şubatta TBMM'nin gizli oturumunda Londra Konferansı'na Ankara Hükümeti adına heyet gönderilmesi ve heyetin Meclis üyelerinden oluşması kararlaştırıldı.

6 Şubatta Bekir Sami Bey başkanlığındaki heyet, Ankara'dan hareket etti ve 21 Şubatta başlayan konferans, 12 Martta sona erdi. TBMM Hükümeti ile Rusya arasında 16 Martta Moskova Anlaşması imzalandı.

Masa üzerindeki zaferleri, meydanlardaki zaferler izliyordu. 1 Nisanda 2. İnönü Zaferi kazanıldı.

Mustafa Kemal'i geniş yetkilerle ve 3 ay süreyle Başkumandanlık tevcih eden kanun, 5 Ağustosta TBMM'de kabul edilirken, 23 Ağustos 1920 günü Yunan ordusu taarruza geçti ve Sakarya Meydan Muharebesi başladı.

Günlerden 26 Ağustos... Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'nın emri geldi: "Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz"...

13 Eylülde Sakarya Meydan Muharebesi sona ermiş, düşmanın Sakarya Nehri'nin doğusunda imha edilmesiyle zafer kazanılmıştı. Mustafa Kemal Paşa'nın emriyle 14 Eylülde genel seferberlik ilan edildi.

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 19 Eylülde "Gazi" unvanı ve mareşal rütbesini aldı. Yeni yılın başlangıcında Mersin ve Adana düşman işgalinden kurtulmuştu.

Dört bir bucak Türk topraklarının düşman çizmesi altındaki esareti birer birer sona eriyordu. 26 Ağustosta saat 05.30'da topçu ateşiyle Kocatepe'den Büyük Türk Taarruzu başladı.

Türk süvarileri, 9 Eylülde İzmir'e girdi ve Kadifekale'ye Türk bayrağı çekildi. Mudanya Konferansı, 3 Ekim 1922'de başladı. Mütareke, 11 Ekimde imzalandı ve 15 Ekimde yürürlüğe girdi. TBMM, 1 Kasımda bir devri sona erdirdi.

Hilafet ve saltanatın birbirinden ayrılarak, saltanatın lağvına karar verilmişti.

TBMM Hükümeti, 5 Kasım sabahı idareye el konulduğuna dair Ankara hükümeti kararını Refet Paşa aracılığıyla İstanbul Hükümeti'ne tebliğ etti: "5 Kasım 1922 öğle vaktinden itibaren İstanbul'un idaresine el konulmuştur" Vahdettin'in halifelikten uzaklaştırıldığına dair Şeriye Vekili Vehbi Efendi, 18 Kasımda fetva çıkardı.

Ulusal Kurtuluş Savaşı sona ermiş, şimdi sıra zaferin masa başında kazanılmasına gelmişti. Lozan Konferansı, 20 Kasım 1922 tarihinde açıldı.

Konferans, 4 Şubatta 2 ay süren görüşmelerden sonra kesintiye uğradı. Daha sonraları, milli mücadelenin kahramanlarından İsmet Paşa, yumruğunu masaya vurarak, istediklerini kabul ettirecek ve büyük bir zafere imza atacaktı.

25 Ağustosta itilaf kuvvetleri, Lozan Anlaşması gereğince İstanbul'u boşaltma hazırlıklarına başladı ve 27 Ekimde Halk Fırkası Meclis Grubu, Mustafa Kemal Paşa'nın başkanlığında toplandı.

Akşam Çankaya'da yemek esnasında Mustafa Kemal Paşa, hazır bulunanlara müjdeyi verdi: "Yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz" Tarih 28 Ekim 1923... Bütün hazırlıklar bitmiş ve 29 Ekim günü gelmişti.

Mustafa Kemal Paşa'nın Cumhuriyet kurulması teklifi, Halk Fırkası toplantısında kabul edildi. Halk Fırkası toplantısından sonra Büyük Millet Meclisi, saat 18.00'de toplandı ve Kanun-u Esasi Encümeni tarafından Cumhuriyet teklifi mazbatası hazırlandı.

Büyük Millet Meclisinde Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun bazı maddeleri değiştirildi. Türkiye Devleti'nin hükümet şeklinin Cumhuriyet olduğu "Yaşasın Cumhuriyet" sesleri arasında kabul edildi.

Büyük Millet Meclisi'nde gizli oyla Cumhurbaşkanı seçimi yapıldı. Ankara Mebusu Mustafa Kemal Paşa, oylamaya katılan 158 mebusun tümünün oyunu alarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Cumhurbaşkanı oldu.

Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa, başbakanlığa Malatya Mebusu İsmet Paşa'yı atadı. İsmet Paşa Kabinesi kuruldu. Halk, sokaklarda ellerinde bayraklarla genç Cumhuriyet'i kutluyordu.

Esaret sona ermiş, şimdi büyük mücadelenin ardından hiç de kolay kazanılmayan bağımsızlığı kutlamaya sıra gelmişti.

Can verilip, kan dökülmüş, bedel ödenmişti. Ancak artık sokaklarda düşman çizmelerinin sesi yoktu, sokaklar "Yaşasın Cumhuriyet" sesiyle çınlıyordu.
avatar
gOgObAbA
Admin
Admin

Cinsiyet : Erkek
Mesaj Sayısı : 269
Kayıt tarihi : 20/10/09
Yaş : 48
Nerden : İstanbul-Kadıköy-Acıbadem
İş/Hobiler İş/Hobiler : Tiyatro Dünyası " dedik ya, kapatsalarda heryeri, buluruz birbirimizi"

http://www.gogobaba.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Boğaz'da muhteşem gösteri

Mesaj tarafından gOgObAbA Bir Cuma 30 Ekim 2009 - 6:17

<object width="450" height="350" id="video"><param name="video" value="http://www.netegel.com/vid/video.swf?v=R1nP5cXcu9vC" /> <embed src="http://www.netegel.com/vid/video.swf?v=R1nP5cXcu9vC" width="450" height="350" type="application/x-shockwave-flash" /></object>


İstanbul, Cumhuriyet Bayramı'nı boğazda düzenlenecek muhteşem bir ışık gösterisiyle kutladı. Geçtiğimiz yıl iptal edilen kutlamalar bu yıl Büyükşehir Belediyesi'nin resmi web sitesinden canlı olarak yayınlandı.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 86. yıl dönümü dolayısıyla Dolmabahçe Sarayı'nda resepsiyon verildi. Dolmabahçe Sarayı Hasbahçe'deki resepsiyonda, İstanbul Valisi Muammer Güler ve eşi Neval Güler davetlileri karşıladı.

Daha sonra İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Boğaziçi Köprüsü ile Kız Kulesi arasında düzenlenen ışık, lazer ve havai fişek gösterisi için Dolmabahçe Sarayı'nın rıhtım bölümüne geçildi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, burada yaptığı konuşmada, bugün ******'ün "En büyük eserim" dediği Cumhuriyetin kuruluşunun 86. yılının coşkuyla kutlandığını söyledi.

16 AYRI NOKTADAN 48 BİN HAVAİ FİŞEK

Konuşmanın ardından, Vali Güler, Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş ve 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız, birlikte butona basarak, 16 ayrı noktadan yapılacak 48 bin adet havai fişek atışını başlattı.

Havai fişeklerin renk kattığı gösteride, Boğaziçi Köprüsü üzerinde 42 ateşleme sistemiyle 800 metre ateş şelalesi oluşturuldu.

ATAKOĞLU'NDAN ÖZEL BESTE

Gösteriler, Fahir Atakoğlu tarafından özel olarak bestelenen müzik eşliğinde seyredilirken, gösteri koreografisi de bu besteye göre yapıldı. Ortaköy ve Beşiktaş sahiline ses sistemi kuruldu, vatandaşlar hem havai fişek gösterilerini izledi, hem de ses aktivitelerini dinledi.

Dolmabahçe Sarayı'ndaki davetliler, gösterinin ardından ellerindeki Türk bayraklarıyla 10. Yıl Marşı'nı söyledi.

RESEPSİYONA KATILANLAR

Daha sonra Vali Güler, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız ve Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Hüseyin Nusret Taşdeler, dev boyutlu Cumhuriyet pastasını kesti.

3 katlı pastanın içinden bal mumundan yapılmış ****** heykeli çıktı.

Resepsiyona, Eski Genelkurmay Başkanı Emekli Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Eski 1. Ordu Komutanı Emekli Orgeneral Ergin Saygun, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, "Ergenekon" soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz, İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, ******'ün manevi kızı Ülkü Adatepe, sanat, siyaset, iş ve medya dünyasından davetliler ile kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

Öte yandan, kutlamalar kapsamında kent genelindeki cadde ve meydanlara 60 bin Türk bayrağı, 2 bin elektrik direğine Cumhuriyet flaması ve 50 üst geçide de duyurular asıldı.

Akşam saatlerinde İstanbul'daki kutlamaların bir diğer adresi Bağdat Caddesi'ydi. Geleneksel Cumhuriyet'e bağlılık yürüyüşü yapıldı.

Onbinlerce kişi, Suadiye'den Göztepe Parkı'na kadar yürüdü. Gruptan, birlik ve beraberlik mesajları yükseldi.
avatar
gOgObAbA
Admin
Admin

Cinsiyet : Erkek
Mesaj Sayısı : 269
Kayıt tarihi : 20/10/09
Yaş : 48
Nerden : İstanbul-Kadıköy-Acıbadem
İş/Hobiler İş/Hobiler : Tiyatro Dünyası &amp;quot; dedik ya, kapatsalarda heryeri, buluruz birbirimizi&amp;quot;

http://www.gogobaba.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun....

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz