Hoşgeldiniz, lütfen Kayit olunuz.

E-mail nize Akivasyon kodu gelecekdir, eğer gelmesse Yöneticiler
tarafindan 1-2 gün icinde Akiv hale getirelecekdir.

Tiyatro Dünyası " dedik ya, kapatsalarda heryeri, buluruz birbirimizi"

Tiyatro Dünyası Forum
http://tiyatrodunyasi.benimforum.biz/forum.htm

PORTAL : http://tiyatrodunyasi.benimforum.biz/portal.htm
bu limana uğrayın, her geçen gün yenilikler eklenecek, daima geliştireceğiz ....

RADYO : http://tiyatrodunyasi.benimforum.biz/RADYO-h1.htm

TV : http://tiyatrodunyasi.benimforum.biz/TV-h2.htm

Kopmayalım, dağılmayalım, irtibatı kesmeyelim..... diyerek çağırdılar bende geldim burdayım deyin ve gelin getirin heryere yazın MSN facebook imzalarınız vs vs .

Orası açılana kadar buralardayız ... Oralara birşey olduğunda can simidimiz olsun.. Yedek lastiğimiz, istepnemiz olsun... Dağılmayalım yeterki....

En son MC haberleri, kursiyer haberleri ve diğer çok şey için ... ÜYE olunuz lütfen. PROFİLLERİNİZİ eksiksiz ve ayrıntılı yazın lütfen..

Tiyatro Dünyası Yönetimi.



Yahya Kemal Beyatlı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Yahya Kemal Beyatlı

Mesaj tarafından ÇiS^L Bir Cuma 6 Kas. 2009 - 21:47

Yahya Kemal Beyatlı

[Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]

Biyografisi

1884 yılında Yenimahalle Üsküp 'te dünyaya gelmiştir. Annesinin ismi Zeynep babasının ise Salih Alp'dır. Asıl adı Ahmed Agâh'tır. İlköğrenimini Üsküp'te gördü. İstanbul Vefa Lisesi mezunudur. Başlangıçta Sultan II. Abdülhamit yönetimine karşı muhaliflerin safında yer alarak Paris'e gitti. Fransa'da siyasal bilgiler okurken hocası Albert Sorrel'in etkisinde kaldı ve düşüncelerinde değişmeler oldu.

Fransa'da 9 yıl kaldı. Fransız Edebiyatı'nı ve edebiyatçılarını yakından tanıma imkânı buldu. Onlardan etkilendi. Doğu Dilleri Okulu'na devam ederek Arapça ve Farsça'sını geliştirdi. Divan şiiri üzerinde yoğunlaştı.

1913 yılında İstanbul'a döndü. Darülfünûn'da tarih ve edebiyat dersleri okuttu. Gazete ve dergilerde yazılar yazdı. Lozan Konferansı'na katıldı. 1923'te Urfa Milletvekili seçildi. Çeşitli ülkelerde diplomatik görevler alarak Türkiye'yi temsil etti. Yozgat, Tekirdağ ve İstanbul Milletvekilliği yaptı. Pakistan Büyükelçiliği görevindeyken 1949 'da emekli oldu ve yurda döndü.

Tedavi için Paris'e gitti. Bir yıl sonra 1958'de öldü. Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en büyük temsilcilerinden birisidir. Edebiyata ilk atıldığı vakitler Bakî'nin bir taklitçisi olarak lanse edilmiştir ama onun sanat dehası daha sonra bu çevrede kendisinin çağında kendine özgü bir şair olduğunu kanıtlamıştır.

Edebiyat tarihi ve edebiyat tarihçileri "Dört Aruzcular" olarak adlandırılanlar içinde Tevfik Fikret, Mehmet Akif Ersoy ve Ahmet Haşim'in bulunduğu kavram ayrımı içine koymuştur. Şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmış olmasına rağmen tek bir şiiri bu konu da istisna olmuştur: O da, 11'lik hece vezniyle yazdığı Ok şiiridir. Klasik şiirimizin temel özelliklerine bağlı kalarak, kendine özgü bir şair olmuştur. San'atta ve edebiyatta millî ve manevî değerlere bağlı kalmıştır. Şiirlerinde görülen ritim ögesi daima aynı sürer. Kurduğu bu ritimde anlatmak istediği düşünce ya da his yavaş yavaş dizelere yayılmaya başlar ve her anlam ayrımında araya müziği bir perde gibi koyarak ses ve anlam kavramınının her ikisinin de birbiri içinde yitip gitmesini önler. Bunda o kadar başarılıdır ki Süleymaniye'de Bayram Sabahı adlı şiirinde okuyucuyu tarihi bir iklimin yanı sıra müzikal ve ruhî bir havaya sokar, bu havayı takiben de tarihi dekor ve değinişler okuyucuda manevi bir güç yaratır. Şiirlerinde zaman zaman hayranı olduğu Charles Baudaleire ve Arthur Rimbaud'nun etkisi görülmekle beraber Yahya Kemal neticede "Gemiler geçmeyen bir ummanda" kendi şairlik abidesini kurmuştur. Yahya Kemal'in şiirlerinde ne kadar zor bir çalışma verdiğinin bilinmesi gerekir. Hatta bazı şiirlerini 30 yıl gibi bir zamanda yazdığını söylediğinde bu konunun nedenini şiirlerinin vermek istediği anlamı tam vermesinin gerekli olduğunu söylemiştir. Edebiyat dünyasında Tevfik Fikret'le yaptığı kalem kavgası önemli yer tutar. Tevfik Fikret'in gerek İstanbul'a kızdığı ve nefret ettiği için gerekse 20. yüzyıl başlarındaki baskılı ve sıkıntılı dönem yüzünden İstanbul'u anlattığı ve ağır bir sövgü içeren "Sis" adlı şiirine karşılık Yahya Kemal buna çok sert bir şiiri olan "Siste Söyleniş" adlı şiiri yazarak aydın çevresine ve halka umut vermiştir. Yahya Kemal Beyatlı, ölümünden kısa bir süre önce şu beyti söylemiştir:

Ölmek kaderde var; yaşayıp köhnemek hazin,
Bir çare yok mudur buna yâ Rabbelâlemin?

Eserleri

Şiirleri

Açık Deniz
Akıncılar
Akşam Mûsıkîsi
Atik-Valde'den İnen Sokakta
Aziz İstanbul
Bir Başka Tepeden
Büyü Şiir
Deniz Türküsü
Duyuş ve Düşünüş
Düşünce
Endülüs'te Raks
Erenköy’ünde Bahar
Eylül Sonu
Gece Bestesi
Geçmiş Yaz
Güftesiz Beste
Hayâl Beste
Hayal Şehir
Itrî
İstanbul'u Fetheden Yeniçeriye Gazel
İstanbul'un Fethini Gören Üsküdar
Kar Mûsikîleri
Kaybolan Şehir
Koca Mustâpaşa
Mehlika Sultan
Mohaç Türküsü
Nazar
O Rüzgâr
Ok
Özleyen
Rindlerin Akşamı
Rindlerin Hayatı
Rindlerin Ölümü
Rubai
Ses
Sessiz Gemi
Siste Söyleniş
Sonbahar
Süleymaniye'de Bayram Sabahı
Şarkı
Telâkki
Tolto
Uçuş
Ufuklar
Üsküdar'ın Dost Işıkları
Vuslat
Yol Düşüncesi

Kitapları

Ezansız Semtler
Ruh Hali
Aziz İstanbul (2009)
Kendi Gök Kubbemiz

________________________________________________________________________________________________________________________
Oyuncu modası geçmiş oyunlar oynayarak zanaatini mükemmelleştirmeye çalışmaktan sıkılabilir.
Çok geçmeden, yalnızca oynamak değil, kendi kendinin hakimi olmak isteyecektir.
İşte o zaman doğaçlama tiyatronun yeniden doğuşuna tanık olacağız.


MEYERHOLD
__________________________________

Mahşer-i Cümbüş [Resimleri görebilmek için üye olun veya giriş yapın.]
avatar
ÇiS^L
MOD
MOD

Cinsiyet : Kadın
Mesaj Sayısı : 353
Kayıt tarihi : 24/10/09
Yaş : 22
Nerden : İzmir '35
İş/Hobiler İş/Hobiler : Müzik-Tiyatro

http://www.mahsericumbus.com/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz